CHP’den Bilal Erdoğan’la ilgili iddia

22716CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup toplantısında milletvekillerine hitap etti. Başbakan’a “başçalan” sıfatıyla seslenen Kılıçdaroğlu, Rıza Sarraf ve istifa eden bakanların başbakan ile birlikte olduğu bir fotoğrafı göstererek yanıt verdi. TÜRGEV ile ilgili çok sayıda iddiayı dile getiren Kılıçdaroğlu, Bilal Erdoğan için de “Bilal oğlan” yorumunu yaptı.

İşte Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satır başları:

GELİN SİZE AÇIK ÇEK

Demokrat Parti’den arkadaşlarımız katıldı. Bir arkadaşımız “sadece partiye katılmayacağız, elimizi taşın altına koyacağız” dedi. Hepsine teşekkür ederim. Hergün yeni bir olay çıkıyor. En son biliyorsunuz 5 nolu CD’nin sahte olduğu ortaya çıktı. Bunlar sahtedir diyorduk yıllardır. Sonunda TÜBİTAK bunlar sahtedir kararı verdi. Şimdi bu davanın çöktüğünü hepimiz görüyoruz. Bir gün bile hapiste tutulması o arkadaşların demokrasi ayıbıdır. Bu özel yetkili mahkemelerle yargılama yapılamaz diye defalarca dedik. Şimdi adaletin sağlanması gerekiyor. CHP olarak üzerimize düşeni yaptık. Yasa teklifi verdik. Hükümet samimiyse, milli orduya kumpas kuruldu iddiasının arkasında hala duruyorsa CHP hazır. Gelin size açık çek. Haksızlığı bitirelim.

ŞİDDETİ KINIYORUM

Siyasi partilerin bir iktidar mücadelesi içinde olması son derece normal. Yurttaşa gidilir. Centilmenlik yarışı ile yapılır mücadele. Şiddet bu yarışta olmaz. MHP’nin Esenyurt’taki seçim bürosu açılışınsa bir vatandaşımız hayatını kaybetti. Şiddetle kınıyorum. Hiç kimsenin bir başka siyasi partiyi kaba kuvvetle susturmasını asla kabul etmiyorum. Fikir özgürlüğü varsa çıkar söylerseniz. Katılmasak bile söylersiniz. Kaba kuvvet siyasi parti yarışında olmaz. MHP camiasına başsağlığı, ölene de Allahtan rahmet diliyroum.

En son 21 yurttaşımız hayatını trafik kazalarında kaybetti. Devletin denetimlerini sıklaştırması gerekiyor. Her kaza can ve mal kaybına yol açıyor. Kışın soğunda donup ölen yurttaşlarımız var. Trafik polisi arkadaşlarımıza denetimi sıklaştırın diye rica ediyorum.

MİLLİ İRADE HIRSIZLIĞI SEÇİM BARAJIDIR

Milli irade hırsızlığı var diyorlar. Seçim barajı milli irade hırsızlığıdır zaten. 2007’de % 47 oy aldı parlamentonun % 62sine sahip oldu. Bu milli irade hırsızlığı değil mi? Kim sağlıyor bunu? Darbe hukuku. Milli irade hırsızlığı budur. Gelin yüzde 10 seçim barajını kaldıralım. Kaldırmayız diyor. O zaman kusua bakma milli irade hırsızlığı diyemezsin. Senin hırsızlıklarını biliyoruz. Anlatacağız. Sen baş çalansın. Milli iradeyi de çalıyorsun. Bizim 33milletvekilimizi çaldı.

Yolsuzluk konusunda ne kadar duyarlı olduğumu herkes biliyor. Kim yaparsa yapsın. Tüyü bitmemiş yetimin hakkını çalan karşısında beni bulur. Biz babamızdan mirası böyle aldık. En büyük günah kul hakkı yemektir diye gördük, öğrendik. Yedirtmeyiz de.

AÇIKLAYAMAZSAN NAMERTSİN

Erdoğan Ankara’da ilçe belediye başkan adaylarını tanıtıyor, Pazar gününe kadar Sarıgül dosyasını açıklamazsan ben açıklayacağım. Ben de ertesi gün, açıklamazsan namertsin dedim. Pazar günü oldu. eline almış bir fotoğraf. Sonra arkadaşlar baktı, o fotoğrafta da oynanmış, sahtekarlık yapılmış. Sen başbakansın, sana sahtekarlık yakışır mı? Kendi tayfasından bir sürü isim var. Onların isimlerini karalamışlar, flü yapmışlar. Eyvallah saygım var fotoğraf gösteriyor. ama fotoğraf üzerinde oynarsa, o sahte dijital veriler var ya… Onu da yapanın o olduğu ortaya çıkar.

27 İDDİANIN TÜMÜNDEN BERAAT ETTİ

Bir bilgi, belge gelir. Onun doğru olduğunu araştırırsın. Eline vermişler bir şeyi, açtı okudu. Olay 2004’te. Parti içinde bir tartışma, genel başkanlık yarışı var. Şikayetler var kavga var. Bunlar çok şükür şimdi bitti. Huzur var. 2005 yılında bu şikayetler tartışılmış. 9 Ağustos 2004’te. İç işleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri olayı araştırmış. Bakanlık raporunda diyor ki, imar yasasına aykırı uygulamalar var. 27 iddianın 5’inde sorun yok, 22’si soruşturulsun demişler. Danıştay’a başvuruluyor. Deniyor ki bunlar doğru değil. Danıştay 1. dairesi inceliyor. 2005/1354 dosya numarası. 21’i hakkında soruşturmaya gerek yok diyor danıştay. 1 dosya soruşturulsun deniyor. Olay mahkemeye intikal ediyor. Şişli 9. Asliye Hukuk mahkemesi… Sonuç beraat. 27 dosyanın tümü aklanmış. Bir başbakan en azından 2004’ten beri ne oldu onu da getirin diyor. Acaba ben nasıl yolsuzlukla suçlarım CHP’yi diye gözü kararmış. Senin boyun yetmez buna boyun. Çünkü sen helale değil harama ortak olan adamsın. Helali bırkamış harama ortak. Bizden hesap soracakmış. Kimsin sen. Kendisine söyledim. Al dosyalarını, çık karşıma, senin istediğin kanalda, senin istediğin gazetecilerle… Soru sor. Mahçup olayım. Gelmem diyor, gelemem diyor. niye gelemiyorsun. Neden korkuyorsun. Sen başçalansın onun için korkuyorsun. Ben bunu biliyorum.

SAYIN BAYKAL GİBİ ALNIN AÇIK ÇIKAMIYORSUN

Sayın Baykal’ın İsviçre’de hesabı var denildi. Çıktı toplumun karşısına, açık alınla, benim İsviçre banklarında 5 kuruşum yok diye belgesini gösterdi. Senin WikiLeaks belgelerinde 8 ayrı hesabın olduğunu söylediller. Dava açacağım dedi. Açtın mı? Hayır. Neden sen benim hesabım var mı diye o bankalara sormadın? Ben temizim diyor. Geç onları geç… Sen yürütmenin başısın.

BAŞBAKAN KENDİ İMZASI İLE KENDİ SAHTEKARLIĞINI…

Ben ona bir belge açıklayayım. Başbakanlık Personel Prensipler Genel Müdürlüğü’nün yazısı. 22 Ocak 2004’te yazmış. Adalet Bakanlığından bir yazı gelmiş. Erdoğan zimmet, kamu taşıma biletlerinde kalpazanlık. Resmi evraklarda sahtecilik, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak. O bir fotoğraf gösterirken sahtekarlık yaptı. Ben kapı gibi belge gösteriyorum. Altında imzası var. Utanır mı? Ar damarı lazım utanması için. Bu yetmedi. Kendi imzası ile kendi sahtekarlıklarını parlamentoya bildiren bir başbakan. Herkes görsün. Özellikle AKP’ye oy veren insanlar.

SARRAF, AĞAOĞLU, BAKANLAR VE ERDOĞAN AYNI KAREDE

17 Aralık’tan üç hafta önce çekilmiş bir fotoğraf göstereyim. Rıza Sarraf var. Ali Ağaoğlu var. Başçalan Erdoğan var ve Emine Hanım var. Bu tablo devlet protokolü. Sayın başbakan 17 aralık operasyonu yapılmadı diyebilir. Bilemezdim bunların ne olduğunu diyebilir. Ama diyemez. Neden 18 Nisan 2013… MİT Başbakan’ın önüne 3 sayfalık bir rapor koyuyor. Raporun sonuç bölümünü okuyayım size: “R.Zarraf’ın Ekonomi Bakanı Z. Çağlayan ve İçişleri Bakanı Muammer Güler ile mevcut ilişkisinin ortaya çıkması halinde , söz konusu hususların hükümet aleyhinde kullanılabileceği değerlendirilmiştir.” Erdoğan ne yaptı bunun üzerine, gitti bu pozu verdi. Ben onun için başçalan diyorum zaten.

Ne yapmış bu adam? Zarraf, 700 bin TL’lik saat veriyor bir bakana. Bir bakan’a 28 kez rüşvet veriliyor. Toplamı 52 milyon dolar. Bir başka bakana 10 kez rüşvet veriliyor. Toplamı 10 milyon dolar. Bir başka bakana 3 kez rüşvet veriliyor toplamı 1,5 milyon dolar. Baş aktör kim? Sayın Başbakan ile aynı safta oturuyorlar.

SIRADAN BİR OLAY DEĞİL BU…

Bu Zarraf’ın konuşmasını okuyayım size. “abi yarın güzel bir tane çikolata lokum yaptır çikolata bu hani ….varya bir tane gümüş al gümüş tabak…içine çikolata dizdir tamam mı. bir tane de ÇİKOLATA KUTUSU OLSUN ONUN İÇİNE DE 500 BİN YERLİŞTİR… tamam mı Sadık biliyor o İSTİNYEtarafında bir yer var… E’YE GİDİYOR E.G’YE …daha öncede hani göndermiştik ya 500 500” Kim bunu diyen. Şurada başçalanın yanında oturan. Değerli arkadaşlarım sıradan bir olay değil bu.

Yolsuzluk nerede olursa sonuna kadar gitmeyen namerttir diyorum. Bunlar helale değil harama ortak. AKP’ye oy veren değerli yurttaşlarıma diyorum. Oy verdiniz rüşvet bitsin diye. Harama ortak oldular. Helal bunların kapısının önünden bile geçimiyor. Herkes elini vicdanına koysun ne oluyor bu ülkede desin. Sadece ben değil her yurttaş desin.

VAKFIN BAŞINDA BİLAL OĞLAN

TÜRGEV diye bir vakıf var. Erdoğan ailesinin kurduğu. Başında da Bilal Oğlan var. Biz senin oğlunla boşuna uğraşmıyoruz. Sen bulunduğun makamı kullanarak oğluna çıkar sağlıyorsun. Sana ihale vereceğim, rüşveti oğluma verin diyorsun. Bugüne kadar evladından hırsızlık öğrenen baba görmedim diyordun. Hırsızlık babadan oğla geçer evlattan babaya değil diyordun. Hayır işi yapıyormuş. İhaleyi alıyor, parayı git yatır, arsayı ona ver, bedava ver diyorsun. Bunun adı nüfuz ticaretidir. Sen oğlunu rüşvete yolsuzluğa bulaştırdın. Sen nasıl bir günaha girdiğinin farkında değil misin?

MEDYA MEDYA DEĞİL Kİ

Erdoğan’a bir soru sorayım. Cevap vermiyor ama olsun. Medya mensupları da soramıyor. Bizim grup toplantılarımızı kesiyor, onların aday toplantılarını sonuna kadar yayınlıyor. Medya medya değildir. Medya yolsuzluk olaylarının üstünü örtemez. Örterse ona medya denmez. Royal Protokol diye bir hesap var. Türgev’in de hesabı var. Bu hesaba ne kadar para yattı. Çıksın açıklasın merak ediyorum. Recep bey, bütün dünyayı çamaşır makineleri ile donatsan senin pisliğini temizlemeye yetmez.

Ali Ağaoğlu, arsasının imar durumunu değiştirecek. Değiştiremiyor. Başçalan’a gidiyor. O da Erdoğan Bayraktar’a talimat veriyor. Ali Ağaoğlu telefonda ne diyor: Ben de gittim sayın patrona söyledim. Büyük patrona, o da direkt bakana talimat verdi, ‘Halledin burayı’ dedi…”

YANDAŞ GAZETELER ELİMİZE GEÇMESİN DİYE

Bu fotoğrafın ne kadar önemli olduğunu anladınız mı? Yandaş gazeteler sitelerinden sildi elimize geçmesin diye. Ben Erdoğan’a soruyorum, sen böyle bir fotoğraf gösterebilir misin CHP için? Asla gösteremezsin. Sen çıkmış dinden imandan bahsediyorsun. Bazen ben bile isyan ediyorum. Bunlar dinden imandan bahsederse biz neden bahsedeceğiz allah aşkına.

Şimdi meclise göndermeyelim fezlekeleri diyorlar. Sen o fezlekeleri adam gibi gönder meclise, yoksa biz yapacağımızı biliriz. Başçalan ünvanı senin yakana yapışacak yoksa, alnına yazacağım bunu.

ULAN MÜSTEŞAR TELEFON ETMİŞ

Geçen hafta bir savcının tuttuğu tutanağı açıkladım. Gece saat 10:30’da adalet bakanlığı müsteşarı başsavcıya diyor ki git, savcıyı değiştir, tüm kararları iptal et, soruşturmayı durdur. Yapmazsanız sonuçlarına katlanırsınız. Bu demokratik bir ülke mi, yoksa mafya devleti mi? Ben neden devleti soyan bir hükümet iş başındadır diyordum. Ölçerek, tartarak söylüyoruz. Bakanların orada, sen de içindesin. Herşeyi biliyorsun. 1 metre karelik kamu arazisi türkiyenin neresinde olursa olsun, kiralanacaksa, satılacaksa Erdoğan’dan izin gerekiyor. Ben o nedenle sana başçalan diyorum. Bunların yatacak yeri yok. Emin olun hükümetten düşsünler Türkiye’de göremezsiniz bunları. Ben müsteşar böyle bir telefon edemez. O müsteşar yerinde kalmamalı dedim. Bakanın bilgisi vardır dedim. Meğer ortaya çıktı ki Bakan da telefon etmiş. Müdahale etmek için aramadım diyor. Ulan müsteşar telefon etmiş, sana bilgi vermiyor mu? Sen Savcıyı değiştir diyorsun. Bu doğrudan müdahaledir. Yolsuzlukları aklamaya çalışan bir kişi vardır bakanlıkta onun da adı Bekir Bozdağ’dır.

HANGİ BİRİNİ SAYAYIM

Hangi birini sayayım. Urla Villaları var. Öbür dünyaya bir kefenle gideceksin. NEreye götüreceksin bunları. Ama emin olun bunlar kefene cep yapacaklar. Bunların özel bir yeşil merakı var. Üzülerek söylüyorum bu dolar yeşili merakı. Urla’da bir koy, dünyanın en güzel yerlerinden biri, birinci derece SİT alanı. İnşaata başlamış. Kim? Mustafa Latif Topbaş. Vali yasa var, genelge var sen birinci derece SİT alanında inşaat yapamazsın diyor. O da Abisine şikayet ediyor vali izin vermiyro diye. Başçalan ne yaptı? 2 villa uğruna valiyi gönderdi. Birinci derece SİT alanı olmaktan çıkardı, rüşvetle alındığı o raporların da çıkacak. Telefon tapelerini artık saymıyorum. Öyle bir havuz yaptır ki ikinci kattan bakınca görünmesin diyor. O da emredersiniz diyor…

DEVLET BÖYLE YÖNETİLMEZ

Devlet böyle yönetilmez. Kul hakkını korumak, şeffaflık gerekir. 76 milyonun geleceğinden sorumludur devlet yönetenler. Birlik içinde, kutuplaşmaya izin vermeden yönetirler. Herkesi kucaklamak zorundadır kendisine oy versin vermesin. Özgürlüğe önem verir devleti yönetenler. Eğer hukukun alınını siyaset belirlerse orada demokrasi olmaz. biz hukukun üstünlüğünü savunmalıyız. Şeffaf olun diyor, şeffaf değiller. AKP’ye oy veren yurttaşlarıma da sesleniyorum. Türkiyeyi kirlilikten arındıralım, tertemiz yeni bir Türkiye kuralım. Siyasi partilerle kirli pazarlıkla içine giren iş dünyası önce kendine zarar verir. Siz etrafınıza temiz iş adamlarını alın. Üreten, çalışan temiz iş adamlarına sahip çıkacağız. Üretecek, istihdam yaratacak, çağdaş uygarlık düzeyine çıkartacaklar.

Bazı gazeteler hadi isim de vereyim… Sabah, Takvim… Kim bunların patronu, belli değil. Bazı televizyon kanalları belli devrelerle belli kişiliere veriliyor. Kim bu talimatı veriyor? Başçalan…

Biz birlik içnde, varlık içinde olmalı, özgür ve kardeşçe yaşamalıyız. Yatağa hiç bir çocuk aç girmesin, her ailenin sosyal güvencesi olsun. Partilerimiz, düşüncelerimiz farklı olabilir ama ülkemiz için çalışmalıyız. Özgür bir biçimde yaşamalıyız. Kimse kimseyi ötekileştirmemeli. Herkesin inancına saygı göstermeliyiz.

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.