MHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz: Çevrecilik milliyetçiliktir.

Son olarak bir hususu daha sizlerle paylaşmak istiyorum: “Çevrecilik milliyetçiliktir.” anlayışıyla bulundukları il ve ilçelerde çevrenin korunmasına yönelik etkinlikler düzenleyen, projeler geliştiren, PKK’lı teröristlerin yaktığı ormanları tekrar ağaçlandıran, 2019 yılında sadece bir ayda 65 ilimizde 65 bin fidan diken, “Kaba Can Kat Projesi”yle sokak hayvanlarına sahip çıkan, 43 millî parkta tonlarca çöpü toplayarak temizleyen; kurucu Genel Başkanımız, Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş’in 103’üncü doğum yıl dönümünde “Başbuğ’un Fidanları” etkinliğiyle ülke genelinde 103 bin fidan dikerek gelecek nesillere hayat olan Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı’na ve emeği geçen her bir ülküdaşıma şükranlarımı sunuyorum.

Biz milliyetçi, ülkücü hareket olarak çevrenin ve doğanın korunmasını bir keyfiye değil, zorunluluk olarak görüyoruz. Vatan sevgimizin içine yaşadığımız coğrafyada var olan her bir varlığı, memleketimizin her bir değerini katıyoruz. Bu nedenle diyoruz ki: Çevrecilik milliyetçiliktir.

MHP GRUBU ADINA SADİR DURMAZ (Ankara) – Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Türkiye Çevre Ajansının Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin tümü üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün yaşadığımız dünyayı etkileyen sorunların başında, hiç şüphesiz çevre sorunları gelmektedir. Çevre sorunlarının insanlığı olumsuz manada etkilemeye ve tehdit etmeye başlamasıyla, uluslararası kamuoyu, çevre sorunlarını çözebilmek, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak adına çeşitli anlaşmalar yapmış ve farkındalık çalışmaları başlatmıştır. Ülkemiz de uluslararası sözleşmeler, anlaşmalar uyarınca sorumluluklarını yerine getirmeye çalışmakta, ilgili kurum ve kuruluşlar aracılığıyla da çevrenin korunmasına yönelik çalışmalar yapmaktadır.

Geçtiğimiz yasama yılında, hep birlikte katkı sunduğumuz ve kamuoyunda “poşet yasası” olarak bilinen 2872 sayılı Çevre Kanunu’yla ilgili düzenlemeler yapılmış, plastik poşet kullanımı ve Sıfır Atık Projesi kapsamında önemli aşamalar kaydedilmiştir. Söz konusu çalışma, gerçekten başarılı bir düzenleme olmuş ve olumlu etkileri kısa zamanda görülmüştür.

Bugün, üzerinde konuşacağımız çevre ajansı da benzer amaca yönelik olarak kurulacak ve çalışacak bir kurum mahiyetindedir. Söz konusu kanun teklifiyle çevre kirliliğini önlemek, yeşil alanların korunup iyileştirilmesine ve geliştirilmesine katkı sağlamak, ulusal ölçekte depozito yönetim sistemi kurularak işletilmesine, izlenmesine ve denetimine yönelik faaliyetlerde bulunmak amacıyla bir çevre ajansı kurulmaktadır.

Ayrıca, ülkemizde son zamanlarda kullanımı yaygınlaşan ama yasal altyapısı olmayan elektrikli “scooter”la ve bisikletle ilgili yasal altyapı oluşturulmakta, bisiklet yolu sayısının artırılması ve insanlarımızın spora teşvik edilmesiyle ilgili düzenlemeler yapılmaktadır. Bu düzenlemeler sayesinde, başta ambalajlı içecek atıkları olmak üzere, günlük hayatta kullanılan plastikler, pil atıkları, elektronik eşyalar, akümülatör atıkları gibi çevreyi fazlaca olumsuz etkileyen ürünlerin de zamanla depozito yönetim sistemi kapsamına alınması hedeflenmektedir.

Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak çevre sorunlarının çözümüne yönelik çalışmalar yapacak bu kurumun faydalı olacağını düşünüyoruz ve çevre konusunda yapılacak her olumlu çalışmaya katkı sunmayı değerli buluyoruz.

Değerli milletvekilleri, insan doğup büyüdüğü ve yaşamını sürdürdüğü çevreyle sınırsız ilişki içindedir. Bu ilişkide hiç şüphesiz bir denge söz konusudur. 21’inci yüzyıl, bu dengenin büyük oranda bozulduğu, insanoğlunun yeryüzü tarihinde daha önce rastlanmamış büyüklükte çevre sorunlarıyla karşı karşıya kaldığı bir yüzyıldır dersek yanlış söylemiş olmayız. Dünya üzerinde yaşamın sürekliliğini sağlayan hava, su ve toprak gibi doğal kaynaklar ürkütücü boyutlarda kirlenmekte veya tükenmektedir. Nüfusun hızlı biçimde arttığı bu süreçte gıdaya ulaşmak için gerekli tarım arazileri, ekolojik dengenin sigortası olan ormanlar ve doğal alanlar hızla azalırken yaşamı tehdit eden zehirli gaz ve atıklar tüm dünyada sürekli artmaktadır.

Çevre sorunları küreselleşmenin etkisiyle 70’li ve 80’li yıllarda uluslararası boyutlarda konuşulmaya başlanmış ve Birleşmiş Milletler Çevre ve İnsan Konferansı 1972 yılında Stockholm’de toplanmış, böylelikle ilk defa çevre sorunları küresel boyutta tartışılmıştır. Bugün dünya nüfusu 8 milyara dayanmıştır. Artan nüfusla birlikte talepler de artmış, tüketim çoğalmış ve doğayla insanoğlu arasındaki ilişkide biraz önce bahsettiğim denge, doğanın aleyhine iyice bozulmaya başlamıştır.

Dünya genelinde her yıl 2,1 milyar ton çöp üretilmekte ve bunların sadece yüzde 16’sı geri dönüştürülmektedir. Çöplerin yüzde 46’sı ise ne yazık ki geri dönüştürülemeyecek şekilde atılmaktadır. Sadece meşrubat üreticisi Coca Cola’nın yılda 88 milyar tek kullanımlık pet şişe kullandığı düşünüldüğünde tehlikenin büyüklüğü daha iyi anlaşılacaktır.

Atmosfere karbon salım oranlarına bakılarak dünyayı en çok kirleten ülkeler sıralandığında, Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan, Rusya, Japonya ve Almanya başı çekmektedir. “Kirleten öder.” mantığına göre bu ülkeler dünya çevre sorunları konusunda en fazla sorumluluk alması gereken ülkelerdir. Ülkemiz ise karbon salımında 15’inci sıradadır.

Ülkemizde yılda 25 milyon ton evsel atık; 1,2 milyon ton endüstriyel atık; 100 bin ton tıbbi atık ve 530 bin ton e-atık ortaya çıktığı görülmektedir. Ülkemizdeki geri dönüşüm sektörü özel sektör ve belediyelerin katkılarıyla her geçen gün büyümekte ve gelişmektedir; buna paralel olarak, geri dönüşüm sektöründeki lisanslı yatırımcı sayısı da her geçen gün artmaktadır.

Tüketimin pervasızca yapıldığı günümüz dünyasında geri dönüşüm projelerini hızla hayata geçirmek artık bir zorunluluktur. Atıkları geri dönüştürmek, atıklardan fayda sağlamak ekonomimiz için de büyük bir ihtiyaçtır. Ülkemizde hayata geçirilen geri dönüşümle Sıfır Atık projeleri iyi niyetle ilerlemekte fakat atıkların toplanması, ayrıştırılması ve vatandaşlarımızın bu konuda bilinçlendirilmesi için biraz daha çaba sarf etmemiz gerekmektedir. Özellikle pandemi döneminde artan tek kullanımlık plastikler, kullanılmış maskeler, dezenfektan kutuları çevre kirliliği açısından büyük riskler oluşturmaktadır. Virüsten kaçalım derken başka virüslere davetiye çıkarmamamız gereği aşikâr olup bu konuda farkındalık çalışmalarına hız vermeliyiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; çevre bilinci ve doğanın korunması gibi geleceğimiz için hayati öneme sahip konulardaki tartışmalar bize göre yanlış bir düzlemde yapılmaktadır. Şöyle ki çevre konusunda konuşan hemen herkes Batı dünyasını referans almakta ve göstermektedir; biz bunu eksik ve hatalı buluyoruz çünkü Batı’nın olumlu çalışmaları dile getirilirken olumsuzluklar, yapmış oldukları tahribat görmezden gelinmektedir. Batılı ülkelerde geri dönüşüm oranlarının artmış olması dünyamızı bugüne kadar tahrip ettikleri, kirlettikleri gerçeğini değiştirmemektedir.

Batı düşüncesi, doğaya olan saygının ona hükmetme önünde engel olduğu fikri üzerine temellenmiştir. Örneğin, Batı düşüncesinin köşe taşlarından olan Francis Bacon ve Descartes insanı doğanın efendisi ve sahibi gibi görmüştür; doğa ile kültürün birbirinden kesin çizgilerle ayrıldığı bu anlayışta doğa, kontrol edilmesi ve sindirilmesi gereken bir alan olarak görülmektedir. Bugün bu zihniyet, günah çıkarmaya çalışmaktadır. Havayı, suyu, toprağı yok eden düşünce, son yıllarda çevreci söylemler geliştirerek çeşitli halkla ilişkiler çalışmaları yürütmekte ve algı oluşturmaktadır. Bugün eksiklerimiz olmasına rağmen, dünyayı sömürüp doğal kaynakları yok edip sonra da “Biz ettik, siz etmeyin.” dercesine bize yön vermeye çalışanlardan alacağımız bir akıl yoktur.

Türkiye’nin kültürel müktesebatı ve medeniyet tasavvuru içinde çevre ve doğa önemli bir yerdedir. Kendisini doğanın efendisi gören Batı’nın karşısında, bizim kültürümüzde ve medeniyetimizde “Doğaya, çevreye bakış nasıldır?” diye soracak olursak hemen şunu söyleyebiliriz: Türk kültürünü Batı kültüründen ayıran belki de en önemli nokta insan doğa ilişkisidir. Türklerde doğa, bizzat kültürün bir parçasıdır; bunu yazılı, sözlü tüm kaynaklarımızda görmek mümkündür, örneğin ağaç. Ağaç, Türklerde bir kültür unsurudur. Türk kültürü, ağaçla mimariyi ve şehirciliği, diğer bir ifadeyle doğa ile medeniyeti uzlaştırmıştır. Batı düşüncesi az önce aktardığım görüşleri savunurken kadim Türk kültürü, geçmişten bugüne ağacı önemser, mezarlarının yanı başına ağaç diker, nereye bir cami yapıyorsa yanını mutlaka ağaçlandırır. Bugün hâlen Anadolu’nun tarihî camilerinin yanında, mezarlıklarımızın içinde ve çevresinde yaşı en az o camilerle, o mezarlıklarla eşit ağaçlar görebilirsiniz.

Dede Korkut destanlarımızda Salur Kazan’ın oğlu Uruz’un esir olduğunda ağaçla dertleşirken söylediği “Ağaç, ‘ağaç’ dersem sana azımsama ağaç. Mekke’yle Medine’nin kapısı ağaç.” mısralarıyla başlayan ağaç övgüsünü okuduğunuzda Türk kültür ve medeniyetinin doğaya bakışını görürsünüz. Kırgız Türklüğünün dünyaya armağanı olan Cengiz Aytmatov’un “Toprak Ana” eserinde toprakla dertleşmeyi, güneşle sohbeti okursanız Türk kültüründeki insan doğa ilişkisini okumuş olursunuz. Aynı şekilde, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Beş Şehir” eserindeki “Ağaç, mimarimizin ve bütün hayatımızın en lütufkâr yardımcısıdır.” tarifi de ağaca ve doğaya bakış açımızı yansıtır. Yüce dinimiz İslam da doğa ile insan arasındaki ilişkiyi bir hâkimiyet ya da rekabet ilişkisi değil, birbirleriyle bütünleşen bir medeniyet tahayyülü içinde sunmuştur. Cenab-ı Allah’ın kelamı Kur-an’ı Kerim’de ve Peygamber Efendimiz’in hadislerinde gördüğümüz doğanın insana emanet olduğudur. Emanete sahip çıkılması ve onun yaşatılması gerekir.

Hazreti Peygamberimiz bizzat çevrecilik yapmış, tüm insanlığa örnek olmuştur. Medine’de koruma altına aldığı hurmalık tarihte bilinen ilk doğa koruma alanıdır. “Kıyametin kopacağını bilseniz bile elinizdeki fidanı dikiniz.” hadisişerifindeki buyruğuyla ağaca, doğaya verdiği önemi bizlere aktarmıştır. İşte, bugün dünya yaşanabilir ve sürdürülebilir çevre arayışına girerken bizim sadece kültürümüzü yeniden ayağa kaldırmamız yeterli olacaktır. Geleneği teknolojiyle buluşturarak güncellemek geleceğe dair sorunlarımızı en aza indirecektir.

Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; çevre konusunda en önemli görevin düştüğü kurumların başında hiç şüphesiz yerel yönetimler gelmektedir. Milliyetçi Hareket Partisinin yerel yönetim anlayışının özeti olan Üretken Belediyecilik Vizyon Belgemizle çevre konusuna özellikle vurgu yaptık ve geniş yer ayırdık. Bu anlayışla tüm belediyelerimiz çevre konusunda önemli çalışmalar gerçekleştirdi. Örneğin, Manisa Büyükşehir Belediyemiz içerisinde mekanik biyolojik ayrıştırma tesisi, kompost tesisi, arıtma tesisi, fermantasyon tesisi ve yakma tesisi bulunan Uzunburun Katı Atık Bertaraf ve Düzenli Depolama Tesisi’yle Manisa’nın çöp sorununu çözmüştür.

Karabük Belediyemiz şehrin birçok yerine geri dönüşüm üniteleri yerleştirmiş, okullara ve kamu kurumlarına ayrıştırma atık kutuları teslim etmiştir. Ayrıca, katı bertaraf tesisinin ihalesini gerçekleştirmiş, kısa zamanda devreye girecek olan bu tesiste Belediyemiz çöpten enerji üretimi sağlamış olacaktır.

Alanya Belediyemiz “Yarınları kurtarmaya bugünden başla.” sloganıyla hayata geçirilen Sıfır Atık Projesi üzerine gösterdiği önemli çalışmalarla ülkemizde örnek başarılar elde etmiş ve ambalaj atıkların toplanması alanında en iyi hizmet veren belediye ödülüne layık görülmüştür.

Kadirli Belediyemiz, belediye hizmet binasına Sıfır Atık Belgesi’ni almıştır. Okullar başta olmak üzere kamu binalarına atık ayrıştırma ve toplama üniteleri teslim etmiştir. Okullarla ortak projeler gerçekleştirmiş, Sıfır Atık Kampanyası’na katılan öğrencilere ve okullara hediyeler vermiştir. Ayrıca evlerden ve iş yerlerinden önemli miktarda atık yağ toplamaktadır.

Toroslar Belediyemiz, doğaya atılan ve oluşturduğu kirlilik nedeniyle ekolojik dengenin bozulmasına neden olan atıklarla ilgili çalışmalar yapmış, atık yağların belediye eliyle toplanmasını sağlamıştır.

Kula Belediyemiz, okullarda çevre duyarlılığını artırmak ve geri dönüşüm konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla okullara geri dönüşüm kutusu ve atık pil toplama kutuları dağıtmıştır. Bu sayede, küçük yaştan itibaren çocuklarımıza çevre bilinci aşılanmaktadır.

Örnek olarak bahsettiğim belediyelerimizin yanı sıra hemen her belediyemiz çevre konusuna hassasiyetle yaklaşarak Sıfır Atık, geri dönüşüm, atık yönetimi gibi konularda üstlerine düşeni yapmanın gayreti içerisindedir. Yerel yönetimlerimiz, geri dönüşümün lokomotifidir ve özellikle coronayla mücadelede fedakârca yapmış oldukları çalışmalar övgüyü hak etmektedir. Pandemi dönemi kararlarının uygulanmasında da büyük sorumluluk üstelen ve halkımızı bilinçlendiren kurumlarımızın başında yine yerel yönetimlerimiz gelmektedir. Bu sebeple, yerel yönetimlerimizi desteklemek, araç, gereç ve teçhizat ihtiyaçlarını ivedilikle karşılamak virüsle mücadelemize güç katacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son olarak bir hususu daha sizlerle paylaşmak istiyorum: “Çevrecilik milliyetçiliktir.” anlayışıyla bulundukları il ve ilçelerde çevrenin korunmasına yönelik etkinlikler düzenleyen, projeler geliştiren, PKK’lı teröristlerin yaktığı ormanları tekrar ağaçlandıran, 2019 yılında sadece bir ayda 65 ilimizde 65 bin fidan diken, “Kaba Can Kat Projesi”yle sokak hayvanlarına sahip çıkan, 43 millî parkta tonlarca çöpü toplayarak temizleyen; kurucu Genel Başkanımız, Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş’in 103’üncü doğum yıl dönümünde “Başbuğ’un Fidanları” etkinliğiyle ülke genelinde 103 bin fidan dikerek gelecek nesillere hayat olan Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı’na ve emeği geçen her bir ülküdaşıma şükranlarımı sunuyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Biz milliyetçi, ülkücü hareket olarak çevrenin ve doğanın korunmasını bir keyfiye değil, zorunluluk olarak görüyoruz. Vatan sevgimizin içine yaşadığımız coğrafyada var olan her bir varlığı, memleketimizin her bir değerini katıyoruz. Bu nedenle diyoruz ki: Çevrecilik milliyetçiliktir.

Sözlerime burada son verirken hepinizi tekrar saygılarımla selamlıyor, üzerinde konuştuğumuz kanun teklifinin yasalaşması hâlinde kurulacak olan çevre ajansının şimdiden vatanımıza, milletimize hayırlı uğurlu olmasını Cenab-ı Allah’tan diliyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir