Kılıçdaroğlu: Yeni bir siyaset anlayışını Türkiye’ye getirmek istiyoruz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Yeni bir siyaset anlayışını Türkiye’ye getirmek istiyoruz. Kavgadan uzak bir siyaset anlayışı. Herkesi kucaklayan bir siyaset anlayışı. Türkiye’nin geleceğine odaklanmış bir siyaset anlayışı.” dedi.

Çeşitli programlara katılmak üzere Rize’ye gelen Kılıçdaroğlu, Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu’nu ziyaret etti.

Belediye Başkanlığı önünde kendisini bekleyen vatandaşlar ve personel ile selamlaşan Kılıçdaroğlu, daha sonra yaptığı konuşmada, Türkiye’yi seven insanların, ülkesini, bayrağını seven insanların bulunduğu coğrafyada olduklarını söyledi.

Herkese şükran borçlu olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Elbette siyasette zaman zaman tartışmalar olabilir, kavgalar da olabilir ama siyasetin değişmez bir amacı olmak zorundadır. O da halka hizmet. Halka hizmet ediyorsanız, emeğinizi, vatandaştan topladığınız para olan vergileri vatandaşın çıkarı için kullanıyorsanız herkesin benim başımın üstünde yeri vardır ama o paraları alıp başka bir yerde kullanıyorsanız kimse kusura bakmasın. Ona öncelikle ben karşı çıkarım ve çıkmaya da devam edeceğim.” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Belediye Başkanı’nın yerel yönetimler için belirledikleri 7 ilkeyi kapıya astığına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Belediyecilikte 7 ilkeyi bütün belediyeyi ziyaret eden kardeşlerimin hangi partiden olursa olsun AK Parti’den olabilir, MHP’den olabilir, İYİ Partiden olabilir diğer partilerden olabilir, belediyeyi ziyaret ettikleri zaman o 7 ilkeyi okusunlar. 7 ilkeden bir sapma olursa hemen uyarsınlar. Desinler ki ‘bak bu 7 ilkeye bütün belediye başkanları uyacak’ diye. Biz herkesin emeğine değer, herkesin alın terine, birlikte yaşamaya, her şeyden önce çocuklarımıza değer veririz, çocuklarımız bizim geleceğimizdir. Çocuklarımızı bizim ufkumuzdur, çocuklarımız bu ülkenin geleceğidir. Çocuklarımızın iyi yetişmesi için elimizden gelen her türlü ama her türlü çabayı gösteririz. “

Çocukların önemine değinen Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Eğer bu ülke güzel bir ülke olacaksa, bu ülke kalkınan bir ülke olacaksa bu ülke hem kendi coğrafyasında hem dünyada saygın bir ülke olacaksa bu çocuklarımızın sayesinde olacak. Hepimiz gelip gidiyoruz ama çocuklarımıza iyi bir Türkiye bırakmak zorundayız. Bu ülkeyi kuranlar yani Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları, bütün hayatlarını savaş meydanlarında geçirdiler. Güzel bir ülke için çaba harcadılar. 1921 yılında Çocuk Esirgeme Kurumunu kurdular. Neden çünkü bütün babalar büyük ölçüde cephelerde şehit olmuştu ve çocuklara bakmak gerekiyordu. Sosyal devlettir aynı zamanda Cumhuriyet. Neden? ‘Kimsesizlerin kimsesidir Cumhuriyet’ diye tanımlamıştır Gazi Mustafa Kemal. O nedenle biz hepimiz, hiçbir siyasi parti ayrımı yapmaksızın bütün belde halkını kucaklamak zorundayız. Belde halkını birinci elden kucaklayacak olan da belediye başkanımızdır.”

Kılıçdaroğlu, belediye başkanını yanına çağırarak, “Ayrım yapmadan kucaklayacak. Yeni bir siyaset anlayışını Türkiye’ye getirmek istiyoruz. Kavgadan uzak bir siyaset anlayışı. Herkesi kucaklayan bir siyaset anlayışı. Türkiye’nin geleceğine odaklanmış bir siyaset anlayışı. Hiç kimsenin kimliğini, inancını, yaşam tarzını siyasete malzeme etmeyen bir siyaset anlayışı. Herkesin inancına, herkesin kimliğine, herkesin yaşam tarzına saygı gösteren bir siyaset anlayışı. Bazen şunu söylüyorlar, korkutuyorlar. ‘Efendim CHP iktidara geldiğinde şunu, şunu yapacak. Sakın yapmayın. Sakın gelmesin iktidara.’ Buradan bütün vatandaşlarıma söylüyorum, en ufak bir endişe duymayınız. Herkesin yaşam tarzına, herkesin kimliğine, inancına sonuna kadar saygılı olacağız.” diye konuştu.

“İş bulacaksın, karnı doyacak. Türkiye coğrafyasında hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek”
“Peki bizim görevimiz ne olacak?” diye soran Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İşsizin, eğer bir babanın çocuğu, annenin çocuğu işsizse o çocuğa iş bulacağız. Siyasetin konusu bu. İş bulacaksın, karnı doyacak. Türkiye coğrafyasında hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Herkesin hakkı herkesin huzuru olacak. Sosyal devlet güçlenecek. Fakire yardım yaparken fakirin fakirliğini teşhir etmeyeceksiniz. O bir insan, onun onurunu koruyacaksınız. Öyle bir anlayışla yola çıkıyoruz biz. Ne dedim yeni bir siyaset anlayışı. Yeni bir ufuk açacağız siyasette ve bu ufukta yolumuza devam ediyoruz. Bunu söylediğimiz içindir ki İstanbul’da, Ankara’da, Adana’da Mersin’de, Antalya’da yeni bir ufuk açtık. Her şey çok güzel olacak dendi, emin olun her şey çok güzel oldu. Daha da güzel olacak. Göreceksiniz daha da güzel olacak.”

Kılıçdaroğlu, herkese hesap vereceklerini vurgulayarak, “Kibirden uzak olacak siyasetçi. Toprağını sevecek siyasetçi, insanını sevecek siyasetçi, doğasını sevecek siyasetçi, ağacını, dağlarını, göllerini, göklerini her şeyini sevecek siyasetçi ve onu koruyacak. Sizin bir özelliğiniz var. Siz derelerinize sonuna kadar sahip çıktınız. Türkiye’ye örneksiniz siz. ‘Çevre konusunda en duyarlı ilçe neresidir’ diye de sorsalar Türkiye’de herkesin aklına ilk Fındıklı gelir.” değerlendirmesinde bulundu.

Siyasetçinin kibirden uzak ve vatandaşın arasında olması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, kibirli siyasetçinin topluma faydası olmayacağını söyledi.

Kılıçdaroğlu, “Çocuk doğduğu andan itibaren vergi öder, doğduğu andan itibaren. Ölürken de kefen bezi alırız, onun için de vergi ödenir. Dolayısıyla vergi ödemediğimiz tek şey var, teneffüs ettiğimiz hava. O zaman demokrasinin gerçek anlamda varlığı hesap vermekten geçer. Hesap veriyorsa bir siyaset anlayışı, orada kibir yoktur. Halka saygı vardır. Ama 17 yıldır bizi yönetenler, bizim ülkemizde hesap vermiyorlar.” diye konuştu.

Vatandaşlara, “Büyükşehirlerde şehir hastaneleri kaça yapıldı.” sorusunu yönelten Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Ben de bilmiyorum. 600 milletvekili de bilmiyor. ‘Efendim en büyük hava alanını yaptık’ güzel. Kaça yaptınız, kimse bilmiyor. İyi de parayı millet ödeyecek, niye bilmiyor. Tüneller yaptılar, metrolar yaptılar, alt geçitler, üst geçitler bir sürü şey yaptılar. Kaça yaptınız bu tünelleri diyoruz. Kimse bilmiyor. Devlet sırrı, ticari sır. Vatandaş vergisini ödüyorsa hesabını soracaktır, nereye ödüyorsun bu parayı kardeşim. Eğer bunun hesabını vermiyorsa, kibirli siyaset vardır. Kibir İslamiyette de insanlıkta da asla beslenmesi gereken bir alan değildir. Yok edilmesi gereken bir alandır. İnsana saygı duyuyorsanız kibirden uzak duracaksınız.”

“Ben size bir fotoğraf göstermek isterim. Aslında hiç göstermek istemiyordum ama kibir nedir, toprak nedir bunu anlatmak isterim.” diyen Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Şimdi bakın bir ülkenin, bir ülkeyi yöneten ve Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan bir insan, kendi ülkesinin toprağına galoş çizmeyle basmaz. Bakın burada çamur yok. Çamur olursa eyvallah deriz ki çamur vardı. Yağmur yok, yağmur olursa eyvallah, yağmurda şemsiye tutarız hadi ona da eyvallah. Kuru toprak. Aşık Veysel ne diyor. ‘Benim sadık yarim kara topraktır’ diyor. Benim sadık yarim. Toprak temizliktir arkadaşlar. Bakın su bulamadığımız yerde toprakla abdest alırsınız. Toprak budur. Topraktan geldik, toprağa gideriz deriz. Toprak nedir, hepimizi besleyen anamızdır toprak. Toprak ana deriz ona. Domatesi de oradan ağacı da oradan meyvesi de oradan çiçeği de oradan gülü de oradan her şeyi topraktan. Peki toprağa neden galoşla basarız? ‘Ayakkabımız toz olmasın’ diye. Oysa bizim bir geleneğimiz vardır. Erdemli insan şöyle söyler, ‘ben herkesin ayağının tozuyum’ der. Bu erdemli bir insanın söylediğidir. Bizim kültürümüzde vardır bu. Dolayısıyla özellikle AK Parti’li kardeşlerime seslenmek isterim. Siz erdemden asla uzaklaşmayın. Toprağımızdan, vatanınızdan asla uzaklaşmayın. ‘Ayakkabım toz olur, giydiğim pahalı elbise toz olur’ diye böyle uzun uzun galoş çizmeler sakın ama sakın izin vermeyin, doğru değil. Kibir bunu getiriyor. ‘Ben pahalı ayakkabı, pahalı elbise giyiyorum dışarı çıkacağım traktörün üzerine bineceğim, tarlaya gideceğim, e toz olur bunlar.’ Tozdan korkuyorsan, topraktan korkuyorsan, orada ne işin var, gitme o zaman oraya. Böyle komik bir duruma, bir ülkenin cumhurbaşkanı düşmemeli.”

Kılıçdaroğlu, herkesin bu konularda duyarlı olması gerektiğini belirterek, “Toprak sevgimiz var. Bir karış toprak için bir karış topraktaki çakıl taşı için binlerce şehidimiz var. Biz bunları söylediğimiz zaman biliyorum çok kızacaklar gene. Bağıracaklar, ‘vay efendim bu ne söylüyor ‘ diye. Ne söylüyorum ben toprağını, insanını, ağacını, denizini, göllerini sev diyorum. Siz toprağa gideceksiniz, ayağınızda galoş. Normal galoş da değil çizme galoş alacaksınız ve bununla birlikte bir de fotoğraf çektireceksiniz millet beni görecek diye. Allah bizi kibirden korusun. ” diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, bir diğer önemli noktanın da israf olduğunu kaydetti.

İsraftan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Eğer israf haramsa israftan kaçınacağız. Yani her parayı, her kuruşu yerli yerinde harcamak zorundayız. Yerli yerinde zamanında harcamak zorundayız. 1 liralık işi 5 liraya yaparsak, 4 lirayı birilerinin cebine doldurmuş oluyoruz. 1 liralık işi 10 liraya yaparsak, 9 lirayı birilerini veriyoruz demektir. Oysa biz israftan kaçınmak zorundayız. Ne için, bu güzel çocuklarımız için. Bunların geleceği için. Her kuruşu yerinde ve zamanında harcamak için.” diye konuştu.

Suriyeliler ile ilgili tartışmalara değinen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Özellikle AK Parti’ye oy veren kardeşlerime seslenmek isterim. Suriye belasını bizim başımıza kim açtı, kim açtı Allah aşkına. 3,5 milyon Suriyeli Türkiye’ye geldi. Niye oldu bu, hangi gerekçeyle oldu? Ensar diye karşıladık doğru, bakalım doğru, koruyalım doğru, çoluk çocuğu var onlarda da açlık sefalet olmasın doğru. Bunların hepsi doğru ama yanlış bir dış politikanın Türkiye’ye maliyeti çok ağır oldu. Şimdi neredeyse düşman halindeyiz. Neden? Suriye’de İslam, yani Müslümanlar birbirlerini katlediyorlar. Bir gurubun eline Rusya silahı veriyor öbür grubun eline de Amerikalılar veriyor. Birbirinizi öldürün silahı da biz size vereceğiz diyorlar. Bundan kaçınmak lazım. Suriye ile süratle barışmak lazım. Mısırla süratle barışmak lazım. Doğu Akdeniz’deki haklarımızın korunması için bunlar çok önemli. Ben bunları söylüyorum, bunların hepsi olacak ama ne kadar geç olursa Türkiye vatandaşları o kadar ağır bir bedel ödeyecekler.”

Kılıçdaroğlu, bölgede çay sorununu bildiğini, çay konusunda toplantı yaptıklarını ve bu konunun nasıl çözülebileceği konusunda güzel çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirtti.

Fındık ve çay konusuna yaşanan sorunlara da değinen Kılıçdaroğlu, “Çay ve fındık Karadeniz’in stratejik ürünleridir. Çay olmasa Rize olmaz, fındık olmasa Karadeniz olmaz. Dolayısıyla bu iki ürüne özel ağırlık vermek gerekiyor. İki ürünü üreten bütün üreticilere de her türlü desteği vermek gerekiyor. Dolayısıyla bu destek verilebilirse Türkiye’nin pek çok sorunu çözülebileceği gibi çayda da fındıkta da beklediğimiz sorunlar büyük ölçüde çözülmüş olur.” diye konuştu.

“Kısaca size Atatürk’ü anlatayım” diyen Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Kısaca Atatürk’ün iki temel felsefesi, iki önemli ayağı vardır. Birincisi şudur, siyaset ayağı. ‘Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir’ der. Yani ‘ben bayrağımın altında huzur içinde yaşamak istiyorum, hiçbir ülkenin boyunduruğunu asla kabul etmiyorum’ diyor. Ne zamandan beri 4 Eylül 1919 Sivas Kongresi’nde genç bir doktorun Mustafa Kemal’e söylediği sözdür bu. ‘Ben mandayı kabul etmiyorum eğer siz mandayı kabul ederseniz size de karşı çıkacağım’ demiştir. Dolayısıyla mandacılık, başka egemen güçlerin boyunduruğuna girmeyi Mustafa Kemal kabul etmez. İkincisi şudur. Savaş meydanlarında kazanılan zaferler, yani siyasi zaferler ekonomik zaferlerle taçlandırılmazsa o ülke bağımsızlığını koruyamaz. Yani ekonomik olarak güçlü olmak zorundayız. Dolayısıyla Mustafa Kemal Atatürk sadece benim değil, sadece bizlerin değil, 82 milyonun ortak paydasıdır. Hiç kimse Mustafa Kemal Atatürk’ün adını ne gönlümüzden ne Türkiye coğrafyasından ne de dünya coğrafyasından asla kaldıramaz. Dolayısıyla bir ortak paydamız Gazi Mustafa Kemal’dir ve o ortak paydayı sadece biz değil bütün dünya takdir ediyor. Onun düşmanları bile Gazi Mustafa Kemal’e Nobel Ödülü verilmesini istemişlerdi. Bütün bunların hepsini biliyoruz.”

‘İstiyoruz ki Türkiye’nin her coğrafyasında huzur olsun’
Daha sonra Arhavi Belediyesini ziyaret eden Kılıçdaroğlu, burada vatandaşlara hitaben yaptığı konuşmada, ilçenin kendisi için ayrı bir yeri olduğunu söyledi.

Vatandaşlarla Arhavi’deki bir anısını paylaşan Kılıçdaroğlu, “Şimdi torun sahibi olduğum kızım o zaman 1 yaşındaydı ve Arhavi’de denizin kenarında bir fotoğraf çektirmiştik. Dolayısıyla Arhavi benim için özel bir yer taşıyor.” ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, işsizlikle ilgili de değerlendirmede bulunarak, şöyle devam etti:

“İşsizlik geldi 8,5 milyona dayandı. 8,5 milyon işsiz olur mu arkadaşlar? 17 yılda 8,5 milyon işsiz. Az önce bir kadın geldi yanıma 3 çocuğu var ve üniversiteyi bitirmişler, işsizler. Sorumlusu kim? O kadın mı? Hayır. Onun görevi çocuklarını okutmak mı, okutmuş. Boğazından kesmiş okutmuş, her türlü imkanı sağlamış. ‘Üniversiteyi bitirsin daha iyi hayat standardı yakalasın’ diye. Bir annenin umudunu kursağında bırakmaya kimin hakkı var? Sarayda yaşayanların hiçbirisinin işsizlik ve para sorunu yok. Bir elleri yağda, bir elleri bağda.”

Kılıçdaroğlu, daha sonra Arhavi Belediye Başkanı Vasfi Kurdoğlu’nu makamında ziyaret ederek, kendisiyle bir süre görüştü.

Buradaki programın ardından Hopa Belediyesine ziyarette bulunan Kılıçdaroğlu, Belediye Başkanı Taner Ekmekçi ile bir araya gelerek sohbet etti.

Kılıçdaroğlu, daha sonra belediye binası önünde kendisini bekleyenlere yaptı konuşmada da Suriyelilerden şikayet edildiğini anlatarak, şöyle devam etti:

“Şu soruyu özellikle AK Parti’ye oy veren kardeşlerimin düşünmesini isterim özellikle, neden biz Suriye’ye girdik, neden biz Suriye’ye silah soktuk. Neden Müslümanı Müslümana kırdırdık. Neden insanlar Suriye’de birbirlerini öldürüyorlar. Saldıranlar ‘Allah Allah’ diye saldırıyor, öbür taraftan saldıranlar da onlar da ‘Allah Allah’ diye saldırıyorlar. Birisinin elinde Rus silahı, öbürünün elinde Amerikan silahı, kim kazanıyor? Rusya kazanıyor, Amerika kazanıyor. Kim kaybediyor İslam dünyası kaybediyor. Bunu AK Parti’ye oy veren kardeşlerimin düşünmesi lazım. Neden, neden yapıyoruz biz bunları, bunu aşmak zorundayız. Suriye ile derhal barışmalıyız, Mısır ile derhal barışmalıyız. Suriye’de iç savaşı derhal sona erdirmeliyiz, iç savaşı sona erdirdikten sonra Suriyelilere her türlü yardımı yapmalıyız ve onları kendi ülkelerine huzur içinde göndermeliyiz. Eğer biz bunu yaparsak Orta Doğu’nun en saygın ülkesi haline geliriz.”

Ülkücülere de seslenen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Öyle ya onlar diyorlar ki biz ülkücüyüz. Herkese söylerim. Bayrak benim bayrağımsa herkes ülkücüdür. Vatan benim vatanımsa herkes ülkücüdür, hiç bir endişem yok ondan ama şunu sormak isterim. Vatandaşlığı dolarla satılığa çıkaran bir hükümete ne denir? ‘Bastır parayı al evi sana Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı vereyim’ diyorlar. Bunu niye söylüyorum kendisine, milliyetçi diyen ülkücü kardeşime sesleniyorum. Ben buna karşıyım. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı para ile satılamaz onun onuru vardır, kimliği vardır. Para ile satılıyorsa ve sen ona destek veriyorsan ben o kişiye kusura bakmasın ülkücü falan demem. Milliyetçi de demem. Para ile milliyetçilik olmaz. Milliyetçilik bizim 6 okumuzdan birisidir. Asalet devri demektir, vatan sevgisi demektir, bayrak sevgisi demektir, milliyetçilik ırkçılık demek değildir. Gazi Mustafa Kemal’in söylediği bu bayrak benim bayrağım, bu vatan benim vatanımsa herkes milliyetçidir kardeşim. İşin özü budur.”

“Siz ona güvendiğiniz sürece bizde güveneceğiz”
Kılıçdaroğlu, ardından Kemalpaşa Belediyesini ziyaret ederek, burada da Belediye Başkanı Ergül Akçiçek ve belediye görevlileriyle bir süre görüştü.

Daha sonra belediye binasının balkonundan vatandaşlara hitap eden Kılıçdaroğlu, yerel seçimlerdeki desteklerinden dolayı Kemalpaşa halkına teşekkürlerini iletti.

Heyecanlı ve hizmet etmek isteyen bir belediye başkanlarının olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Siz ona güvendiğiniz sürece bizde güveneceğiz. Siz onu taşıdığınız sürece biz de başımızın üstünde taşıyacağız. İstiyoruz ki Türkiye’nin her coğrafyasında, her evinde huzur olsun, bereket olsun, her evde güzel şeyler anlatılsın. Üzüntü var, dert var biliyorum. Ama hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın. Hiç kimse şunu aklından çıkarmasın, eğer bu ülkeden bütün bu krizler aşılacaksa herkes bilmeli ki bu ülkede Cumhuriyet Halk Partisi var. “

You may also like...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.